Selahattin Yusuf

Yazar

superhaber.tv

Selahattin Yusuf‘un uzun bir aradan sonra kaleme aldığı ikinci romanı “Masumiyetin Son Günleri” günümüzün iş ve aşk ilişkilerine dair psikolojik ve toplumsal düzlemde gözlemler içeriyor.

Üniversite yıllarından itibaren lider olarak sivrilmiş iki karakterin evlilik ve sonrasında çöken hayatlarını, Türkiye’nin içinden geçtiği 1980’ler ve ‘Gezi’ sürecine kadar devam eden toplumsal çalkantılar dekorunda ele alıyor.

Roman, 1980 öncesi siyasi ve toplumsal bölünmüşlüklerin, özellikle Gezi olaylarıyla anlamsızlaşması ve yepyeni bir çatışma düzlemine geçmesinin hikayesini, Selahattin Yusuf’un özgün üslubuyla aktarıyor.

Masum, üniversitenin en karizmatik ve gözü pek öğrenci lideri; Handan ise en güzel kızlarından biridir. Büyük ve ünlü aşk, daha başlangıcında gizemli bir yara almıştır. İlişkileri, hayata atıldıktan sonra kabusa döner. İkisi arasındaki sınıf farkı zamanla belirginleşir. İkilinin idealist mücadelesi zamanla toplumdan aile içine taşınır ve birbirlerine yönelir. Yoksulluktan gelen Masum, zamanla gençlik hülyalarını ve ideallerini de yitirir. Küçük burjuva Handan ise yeni toplumsal düzende daha da güçlenir. Masum köşeye sıkışmıştır. Her yönden delik deşik olmuş hayatının intikamını, içinde çoktan bir sabit fikre dönüşmüş olan meslek başarısına bağlar…

TANITIM BÜLTENİNDEN

“İlişki kuran mahvolmuş demektir” denilmiş.

Denilmiş, ancak istisnalar da yok değildir.

Yani, kavuşmalarına rağmen mahvolmamış insanlar vardır.

Evlenmelerine rağmen yalnızlık çekmeyen insanlar vardır.

Bunlardan bazıları meslekleri sayesinde yalnız kalmazlar. Bazılarının gerçekten arkadaşları, aileleri, dostları vardır.

Bazıları ise yalnızlıktan boğulur gibi olunca, suyun üstünde kalmak için kayalardaki yosunlara, ota, alkole, veya “kanayan bir sosyal yaraya” tutunur.

Bazıları, özellikle kadınlar, ufak paralar karşılığında kahve falcılarından genç sevgili, zengin yeni koca, yozlaşmış gelecek satın alır. İkinci el mucize, uzun yol ve ışıkları kasten açık bırakılmış şans satın alır.
Masum’un epeyi su yutmuş yalnızlığı ise telveye değil, uçsuz bucaksız denizde mucize eseri bir sabit fikir kayalığına tutunmuştu: Sanat sinemasına!

SELAHATTİN YUSUF KİMDİR?

Selahattin Yusuf, 1974 yılında Trabzon’da doğdu. 1991 yılında A.Ü. Siyasal Bilgiler Fakültesi’ne girdi. SBF’de edebiyat ve felsefe ağırlıklı yayın yapan bir okul dergisi olan Mekteb-i Mülkiye’yi dört yıl boyunca arkadaşlarıyla birlikte çıkardı. İlk şiirleri ve denemeleri bu dergide yayımlandı. Okuldan 1997 yılında mezun olan Selahattin Yusuf, aynı yıl Dergâh Yayınları tarafından haftalık olarak yayımlanmaya başlanan Ülke dergisinde kısa bir süre kültür sanat kritikleri yazdı. Yeni Şafak gazetesinde 1996’dan itibaren popüler kültür eleştirileri yazdı. Yeni Şafak’tan 2000 yılında ayrıldı ve Milli Gazete’de yazmaya başladı. Ancak Milli Gazete’deki serüveni kısa sürdü. Şu anda yalnızca edebiyatla uğraşıyor ve haftalık Gerçek Hayat dergisinde yazmaya devam ediyor. Yazarın daha önce yayımlanmış Sirenleri Taşa Tutun! (Kırkambar Yayınları 1999) ve Şimdiki Zamanın İzinde (Birey Yayınları 2000) adlı iki kitabı bulunmaktadır. İstanbul’da yaşıyor.

Previous Article
Next Article